Hasta Adam Hızla Sona Doğru Gidiyor

Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik durumundan bir kesit:

Fransa’nın Osmanlı İmparatorluğu’ndaki sermaye yatırımları 2 milyar 240 milyon frank,

Almanya’nın sermaye yatırımları 1 milyar 280 milyon frank,

İngiltere’nin yatırımları ise 750 milyon frank...

Fransızların Osmanlı İmparatorluğu bankalarındaki payı yüzde 59,

Almanların yüzde 22,

İngilizlerin yüzde 6,8...

Anadolu’da maden çıkarma ruhsatı ve yatırımlarının yüzde 76,5’i Fransızların,

Yüzde 6,6’sı İngilizlerin,

Yüzde 4,4’ü Almanların,

Yüzde 12,5’i ise diğer ülkelerin sermayelerine ait...

Ticaret alanında en büyük üstünlük İngilizler'in,

Yani Türkiye üzerinde oynanacak her türlü "oyunların" vizesi İngilizler'de...

Avrupalı yatırımcıların desteği ve öncülüğünde kurulan ve bir çeşit borsa görevini üstlenen 1881 doğumlu Düyunu Umumiye’nin varlığı ve yarattığı ekonomik baskı, Osmanlı İmparatorluğu'nu eziyor...

Birinci Dünya Savaşı öncesinde Düyunu Umumiye’de çalışan memur sayısı yaklaşık 9 bin,

İmparatorluk hazinesinden bu memurlara her yıl ödenen miktar 400 bin Osmanlı lirası,

Yani, devlet gelirlerinin büyük bir bölümü, özünde İngiliz-Fransız sermayesine hizmet veren Düyunu Umumiye’ye aktarılıyor,

Toplam tutarı 144 milyon sterline ulaşan Düyunu Umumiye tahvillerinin yüzde 80’i Fransız yatırımcılara ait...

Tütün ürününü denetleyen ve tütün alımı konusunda ayrıcalığa sahip olan Fransız şirketi Reji de, tütün üreticileri için ağır bir yük...

Tüm tütün mamullerinin üretimi ve satışı bu Reji'nin elinde,

Reji, 150-200 bin tütün ekicisi aile üzerinden büyük kârlar sağlıyor,

Şirket, kilosu 4,3 kuruştan aldığı tütünü dünya pazarına 31 kuruştan satıyor...

Osmanlı Bankası, İngiliz ve Fransız yatırımcıların elinde,

Banka sınırsız ayrıcalıklardan yararlanıyor,

Devletin para politikasını, her türlü harcama ve tasarruflarını denetim altında tutuyor...

Yabancı sermaye, izlenen bu politika için savunmasını Padişahlığın statükocu tavrına dayandırıyor,

Osmanlı yönetiminde "tık" yok...

Yerli sanayi ve ticaretin gelişmesini feodal yapının, lonca sisteminin korunmasına bağlıyor,

Ama asıl sorun gümrük duvarlarındaki sıkı politika...

“Hasta adamın” hastalığı artıyor, yerinden kalkacak hali kalmıyor ve o haliyle bir de savaşa girip yeniliyor.

İçeriden ve dışarıdan kuşatılmış durumda, hızla sona doğru gidiyor.

Aklımıza geldi, hatırlatalım dedik.

(Kaynak: Noveyaşçaya İstoriya Turtsiy, Akademiya Nauk CCCP, “İzdatelstvo Nauka, 1968”)

Odatv.com